Artık Hiçbir Şeyi Tek Başına Yapamıyoruz
Geçenlerde Columbus’u izlerken kendimi telefona uzanırken yakaladım.
Sonra durdum.
Ve şunu düşündüm:
Ne zamandan beri hiçbir şeyi tek başına yapamaz hale geldik?
Film izlerken telefona bakıyoruz.
Yemek yerken video açıyoruz.
Birisiyle sohbet ederken bildirim kontrol ediyoruz.
Hatta bazen bir filmi izlerken, film hakkında başka insanların ne düşündüğünü aynı anda okumaya başlıyoruz.
İşte buna artık “Second Screen” deniyor.
Ama bence mesele teknolojiden çok daha büyük.
Bu bir dikkat meselesi.
Çünkü dikkatimizi kaybettik.
Bir reklamcı olarak yıllardır şunu gözlemliyorum:
Eskiden markalar görünür olmak için yarışıyordu.
Bugün ise birkaç saniyeliğine bile olsa dikkati elde tutabilmek için mücadele ediyorlar.
Ve dürüst olmak gerekirse, biz de çok masum değiliz.
Çünkü artık hiçbir deneyimi tek başına yaşamıyoruz.
Bir restorana gidiyoruz.
Fotoğraf çekiyoruz.
Bir konsere gidiyoruz.
Paylaşıyoruz.
Bir film izliyoruz.
Araştırıyoruz.
Sürekli başka bir ekranla ilişki kuruyoruz.
Bir yandan bu durum beni rahatsız ediyor.
Çünkü sinemanın büyüsünün biraz eksildiğini hissediyorum.
Özellikle çok sevdiğim yavaş filmlerde bunu daha fazla fark ediyorum.
Columbus.
Drive My Car.
The Holdovers.
Bu filmler dikkatinizi istiyor.
Ve biz artık dikkatimizi uzun süre aynı yerde tutmakta zorlanıyoruz.
Ama işin başka bir tarafı da var.
Bir pazarlamacı olarak şunu da görüyorum:
Telefonun yandığı an, merakın başladığı an.
Ve merak, insan davranışlarının en güçlü motorlarından biri.
Belki de artık markaların görevi dikkati çalmak değil.
Merakı doğru yere yönlendirmek.
Çünkü ekranlar hayatımızdan gitmeyecek.
Ama aralarındaki geçişleri daha anlamlı hale getirebiliriz.
Film bittiğinde aklımda şu soru kaldı:
Dikkatimizi gerçekten teknoloji mi çaldı, yoksa biz sıkılmayı mı unuttuk?
Sanırım cevabı ikincisinde aramak gerekiyor.


